Al Şu Takatukaları Ne Demek?
Bir Gün, Bir Soru, Bir An
Kayseri’de, sabahın erken saatlerinde, pencereden dışarıya bakarken, bu şehri tam anlamıyla hissettim. Güneş henüz dağların ardında, ışığını yaymaya başlamamıştı. Sokaklar hala sessizdi, ama ben çoktan uyanmıştım. Sanki rüyadan uyanan biri gibi değil de, bir süre önce kaybolmuş zamanın içinden çıkmış gibi hissettim. Hava biraz soğuktu, ama içimdeki sıcaklık bir türlü azalmak bilmiyordu. Çünkü içimde bir soru vardı. Bu soruyu yıllardır taşıyor, ama bir türlü net bir cevaba ulaşamıyordum. “Al şu takatukaları ne demek?”
Geçtiğimiz günlerde, ne zaman dilime bu kelime gelse, içimde bir tuhaflık oluşuyordu. Kimse tam olarak ne anlama geldiğini söyleyemedi. Ama herkes bir şekilde gülümsediğinde, bir şeyler hissettiğimde, o cümle dilime dolanmıştı. Bazen de birini anlamaya çalışırken, ya da kelimeleri bulamadığımda, kendimi bu sözcüğü söylemeye zorlanırken buluyordum. Ne anlama geldiğini bilmiyordum ama içimde bir boşluk bırakıyordu. Ve her defasında, bu boşluk daha da büyüyordu.
Anlamını Bulmaya Çalışmak
Her şey, sabah kahvemi içerken bir anda başladı. Komşum Halil abi, kapımı çaldığında ve sohbet etmeye başladığımızda, ne yazık ki sadece bir merhaba ile yetinmedik. O an içinde olduğum hissi, dışarıya da taşıma isteğiyle, anlatmaya başladım. Biraz hüzünlüydü, biraz anlam arayışı vardı. Halil abi, Kayseri’nin en saygı duyulan adamlarından biri; ama bazen o kadar da konuşmaz, bazen de bazen en derin konuları dahi sadece birkaç cümleyle anlatırdı. Bir şekilde, o an kalbimin derinliklerinden gelen bu takatuka sorusunu ona da sordum.
“Halil abi, al şu takatukaları ne demek?” dedim.
Gülümsedi ve gözleri derinleşti. Başını hafifçe sallayarak, “Bunu bir düşün, küçük çocukların, masumiyetin ve bir tür güvenin ifadesi gibi” dedi.
O an, söylediklerinin ne demek olduğunu anlamadım. Ama bir şey vardı, içimde bir ışık yanmıştı. Cevap veremediğimi kabul ettim. Ama Halil abi’nin bakışlarındaki anlam, tüm bunları bir anlık bir aydınlanma gibi hissettirdi.
O an, al şu takatukaları demek, belki de bir insanın ne kadar derin bir şekilde hissettiğini anlatan bir sembol haline gelmişti. Yıllar geçtikçe, her gün yazdığım defterlere de bir şekilde bu kelime yerleşmişti. Hem eğlenceli hem de hüzünlüydü. Takatukalar, belki de zamanla anlam kazanan bir şifresiydi, insanlar bazen ne demek istediklerini bile tam olarak bilemiyor ama içlerinde bir şeyler hissediyorlar. Takatukalar, beni anlatıyordu. Her defterimde, o kelime var ve her defterimde bir umut, biraz da kırıklık vardı.
Takatukalarla Yüzleşmek
Bir hafta sonra, o günkü kahvaltıda, annem yine mutfakta sesini yükseltti. Biraz sinirliydi ama sesi o kadar tanıdık ve sıcak ki, sabahları huzursuz olsam da onun bu sesini duyduğumda rahatlıyordum. “Al şu takatukaları!” dedi. Bu kez, o an “takatukaların” anlamını düşünmeden sadece gülümsedim. O kadar garip bir rahatlama vardı ki içimde. Birkaç dakika sonra, bir şey fark ettim; annem hep bunu söylerdi ama aslında takatukaların anlamı, o an bir tür güvenlikti, bir şekilde her şeyin düzeleceği güvencesiydi. Annesinin o cümlesi, bana hiç de uzak gelmiyordu. İçimdeki hayal kırıklıklarını bir kenara koyarak, sadece o anın keyfini sürmeye karar verdim.
O an gözlerimden akan birkaç damla, uzun zamandır duymadığım ama her zaman sahip olduğum duygusal bir özgürlük hissiydi. İşte o zaman fark ettim ki takatukalar, sadece “sözler” değilmiş. O, bir anlamın, bir dönüm noktasının, bir kaybolan huzurun temsilcisiydi.
Hayal Kırıklıkları ve Umut
Bir süre sonra, takatukaların içindeki anlamın sadece bir oyun olmadığını, hayatta insanın bazen ne istediğini bilmediğini ama yine de bir şekilde arayış içinde olduğunu fark ettim. Bunu fark etmek, o kadar kolay olmamıştı. Yalnızca bir kelimenin, bir anın içinde kaybolmamak için hep mücadele etmiştim. Ama aslında hep aynı şeyi yapıyordum: Hayal kırıklıklarımın içinde boğulmak ve umut aramak.
İşte tam o anda, Halil abi’nin o sözlerinin gücü bana geçti. Her şeyin ne kadar karmaşık ve zor olduğuna takılmadan, sadece takatukaları anlamaya karar verdim. Bazen kelimeler yeterli olmuyor, bazen de bir bakış, bir an, bir küçük detay her şeyin yerine oturmasını sağlıyordu.
Zamanla, bu kelime benim için daha anlamlı hale geldi. Al şu takatukaları demek, bana hayatın acılarını, küçük kırıklıklarını kabullenip onlarla barış yapmayı, her anın değerini anlamayı öğretti. Şimdi, bazen takatukalar dediğimde, içimden bir şeylerin daha hafiflediğini hissediyorum.
Hayatımı yazarken, duygusal bir yolculuğa çıkmak istiyorum. Çünkü yaşamın içinde sakladığım bu kelime, bana her zaman bir şeyler hatırlatıyor: Hayal kırıklıkları olsa da, her şey düzelir. Bazen bir kelime yeter. Al şu takatukaları ne demek? Belki de hiç bir zaman doğru cevabı bulamayacağız. Ama her ne olursa olsun, içimizdeki o anlam arayışı hiç durmaz.