Dini Açıdan Karabasan Nedir? Bilimsel Merakla İnanç Arasında Bir Yolculuk Bazı geceler vardır ki gözlerinizi açarsınız ama kıpırdayamazsınız. Göğsünüzde bir ağırlık, kulağınızda uğultu, hatta odada bir varlık hissi… Halk arasında buna “karabasan” denir. Kimi bunu doğaüstü bir ziyaret olarak görür, kimi ise tamamen bilimsel bir açıklaması olduğuna inanır. Bu yazıda tam da bu iki bakış açısının kesiştiği noktaya, yani dini ve bilimsel perspektiflerin buluştuğu yere doğru merak dolu bir yolculuğa çıkıyoruz. — Karabasan Deneyimi: Mit mi, Gerçek mi? Tanım ve Temel Belirtiler Karabasan, halk arasında kişinin uykuda ya da uyanıklık ile uyku arasındaki geçişte hareket edememesi, nefes almakta zorlanması ve…
14 YorumEtiket: bu
Derin Dondurucu Neden Çok Kar Yapar? Teknolojiyle Toplumsal Dinamiklerin Kesiştiği Nokta Soğuk Bir Sorunun Ardındaki Sıcak Hikâyeler Evlerimizin sessiz kahramanıdır derin dondurucular. Yazın taptaze sebzeleri, kışın el emeği börekleri, bayramdan kalan etleri güvenle saklarlar. Ancak bazen bu güvenli alanın içinde şaşırtıcı bir manzara belirir: kalın buz tabakaları, sertleşmiş çekmeceler, neredeyse “kutup ekspedisyonu” kıvamında bir iç yüzey… İşte tam bu noktada herkesin ağzından aynı cümle çıkar: “Derin dondurucu neden bu kadar kar yapıyor?” Bu sorunun teknik bir cevabı var elbette; ama aynı zamanda toplumsal bir arka planı da var. Çünkü bu mesele, ev içindeki emek dağılımından çevresel sürdürülebilirliğe, hatta kadınların empati…
6 YorumYüzü Sıcak Olmak Ne Demek? Sosyal Kalıpların ve Yanılgıların Arkasında Hadi, dürüst olalım… Yüzü sıcak olmak ne demek, tam olarak? Bu deyimi duyduğumuzda çoğumuz hemen birinin fazla heyecanlı, sinirli ya da romantik olduğu fikrine kapılabiliriz. Ancak, bu ifade aslında toplumsal ve kültürel normlarla şekillenen çok daha karmaşık bir anlam taşır. Peki, bu kalıp gerçekten doğru mu? Yüzü sıcak olmak, her zaman pozitif bir özellik mi, yoksa aslında dışarıdan gördüğümüz her şeyin çok daha ötesinde bir şey mi var? Bu yazıda, “yüzü sıcak olmak” deyiminin anlamını, zayıf yönlerini ve toplumsal yargıları ele alacağız. Konu, üzerine düşündüğümüzde hem bireysel hem de toplumsal…
14 YorumHidroelektrik Enerjisi Neden Kullanılır? Tarihsel Bir Akışın İzinde Bir Tarihçinin Not Defterinden: Geçmişin Sesi, Suyun Gücü Tarihi anlamak bazen bir nehrin akışını izlemeye benzer. Akışın yönü hep ileri olsa da, suyun taşıdığı tortular geçmişin izlerini bugüne getirir. Enerji tarihine baktığımızda da benzer bir yolculuk görürüz: İnsanlık, ateşin kontrolünden buharın gücüne, kömürden petrole, petrolden elektriğe, oradan da suyun dönüştürücü kudretine ulaşmıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısında Norveç’in soğuk nehirlerinde kurulan ilk hidroelektrik santraller, yalnızca mühendislik başarısı değil, aynı zamanda insanın doğayla barışma çabasının sembolüydü. O dönemde su, sadece içmek veya tarım yapmak için değil, toplumları aydınlatan bir varlık haline gelmişti. Günümüzde hâlâ…
12 YorumHer Gün Nasıl Yaşarız? Ekonomik Seçimlerin Gündelik Ritmi Üzerine Bir Analiz Bir ekonomist olarak sık sık şunu düşünürüm: İnsan, sınırlı kaynaklarla sınırsız ihtiyaçlarını dengelemeye çalışan bir varlıktır. Bu denklem, yalnızca piyasalarda değil, her sabah uyanışımızda bile yeniden kurulur. Kahvemizi evde mi yapacağız yoksa dışarıdan mı alacağız? Arabayla mı gideceğiz yoksa toplu taşımayı mı tercih edeceğiz? Görünürde küçük bu kararlar, aslında büyük bir ekonomik tabloyu şekillendirir. Her gün yaşama biçimimiz, mikro düzeyde bir ekonomik davranış; topluca bakıldığında ise makro düzeyde bir refah göstergesidir. Kaynakların Sınırlılığı: Günlük Hayatın Görünmeyen Ekonomisi Her gün nasıl yaşadığımız sorusu, ekonomik bir çerçevede şu anlamı taşır: Sınırlı…
14 YorumKapital 1. Cilt Ne Anlatıyor? Sermayenin Kalbine Yolculuk Bir kitabın sayfalarını çevirirken bazen yalnızca bilgi değil, bakış açısı da değişir. Karl Marx’ın “Kapital” 1. Cilt tam da böyle bir eserdir. Ekonomiye, topluma, emeğe ve güce dair bildiğimizi sandığımız her şeyi sorgulatır. Bir arkadaş sohbetinde “Kapital gerçekten ne anlatıyor?” diye sorsak, çoğu insan birkaç kelimeyle yanıt verir: “Sermaye üzerine bir kitap.” Oysa gerçek bundan çok daha derin ve çarpıcıdır. Gelin, bu dev eserin içine birlikte dalalım. Marx’ın Büyük Projesi: Bir Sistemin Anatomisi “Das Kapital” yalnızca bir ekonomi kitabı değil; modern kapitalist sistemin DNA’sını çözmeye çalışan bir düşünce deneyidir. Marx, kitabı üç…
14 YorumKan Boşaltma İşlemi Nasıl Yapılır? Bilimsel Merakla Başlayan Bir Yolculuk Bazı konular vardır ki ilk duyduğumuzda bize eski çağlara ait bir tedavi yöntemi gibi gelir, ancak derinlemesine incelediğimizde modern bilimin hâlâ onlardan faydalandığını görürüz. Kan boşaltma, ya da tıbbi adıyla “flebotomi”, tam da bu ilginç konulardan biridir. Yüzyıllardır insan sağlığını desteklemek için kullanılan bu yöntem, bugün hâlâ bilimsel temellerle uygulanıyor. Gelin, bu kadim ama modernleşmiş uygulamaya birlikte bilimsel bir merakla yaklaşalım. — Kan Boşaltma Nedir? Tarihsel Bir Arka Plan Kan boşaltma işlemi, en basit tanımıyla vücuttan belirli miktarda kan alınması işlemidir. Antik Mısır, Yunan ve Roma uygarlıklarından beri uygulanan bu…
12 YorumGözde Zar Oluşumu Neden Olur? Görmenin Felsefi Anatomisi Bir filozof olarak, bakmakla görmek arasındaki farkı her zaman derin bir merakla düşünmüşümdür. Göz, sadece fiziksel bir organ değil, bilginin, varlığın ve anlamın eşiğidir. Fakat bazen bu eşikte bir perde belirir; tıpta buna “gözde zar oluşumu” denir. Bu biyolojik olgu, felsefi açıdan da ilgi çekicidir: Görmenin önüne geçen bir zar, yalnızca bedensel bir engel midir, yoksa bilginin kendisine ulaşmadaki metaforik bir tıkanıklığın simgesi midir? Bu yazıda, “Gözde zar oluşumu neden olur?” sorusunu üç eksende tartışacağız: etik, epistemoloji (bilgi felsefesi) ve ontoloji (varlık felsefesi). Çünkü bazen tıp ile felsefe aynı noktada buluşur —…
6 Yorumİstikamet Şehidi Kimdir? Edebiyatın İzinde Bir İnceleme Kelimelerin Gücü ve Anlatıların Dönüştürücü Etkisi Edebiyat, yalnızca bir dilde şekillenen kelimeler bütünü değil, aynı zamanda her bir kelimenin ardında yatan derin anlamların ve duyguların izidir. Her anlatı, bir insanın, bir toplumun ya da bir çağın kimliğini yansıtır. Anlatılanlar, kelimelerin gücüyle hayat bulur, bir zamanlar yaşanmış, hissedilmiş ya da düşünülmüş olanları tekrar tekrar gözler önüne serer. Edebiyatın dönüştürücü etkisi, toplumları ve bireyleri bir araya getiren, geçmişi bugüne, bugünü de geleceğe bağlayan bir güce sahiptir. Bu güç, bir kavramın derinliklerine inmeyi ve insanın içsel yolculuğunu anlamayı sağlar. İstikamet şehidi, edebiyat ve tarih içinde derin…
12 YorumAnayasanın 5 Maddesi Ne Diyor? Gelecekteki Etkileri Üzerine Vizyoner Bir Bakış Hepimiz zaman zaman Anayasa’yı okurken, aslında bizden çok uzak bir “belge” gibi hissedebiliriz. Ama şunu unutmayın, Anayasa, sadece geçmişi değil, geleceği şekillendiren bir yol haritasıdır. Bugün, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın beşinci maddesini ele alacağız. Ancak, bu sadece bir hukuk maddesi değil; aynı zamanda toplumsal gelişimimizin ve bireysel haklarımızın gelecekte nasıl şekilleneceğine dair çok önemli bir vizyon taşıyor. Hadi gelin, bu maddeyi sadece bugünün penceresinden değil, geleceği de göz önünde bulundurarak inceleyelim. Şimdi şöyle bir soru soralım: Anayasadaki bu maddeler, yarının toplumlarını, bireylerini ve hatta devlet anlayışını nasıl şekillendirecek? İnsan hakları,…
12 Yorum