Fili takipçilerine merhaba! Bu yazımız “Hasıda tatlısı nereye ait” konusunu seven herkes için hazırlandı.
Hasıda Tatlısı Nereye Ait?
Kayseri’de büyümek demek, bir anlamda damak tadına çok değer vermek demek. Herkesin bir favorisi vardır; mantı, pastırma, sucuk… Ama bir tatlı vardır ki, sormayın gitsin. O tatlının adı Hasıda’dır. Şimdi size, o tatlının nereye ait olduğunu anlatacağım, hem de bir parça duygusal bir hikaye ile… Çünkü bazen bir tatlının hikayesi, bir insanın hikayesini anlatır. Hadi başlayalım.
Bir Tatlının Hatırası
Daha geçen yıl, Kayseri’nin sıcak yaz günlerinden birinde, küçük bir çarşıda gezinirken, gözlerim bir tatlıcı vitrinine takıldı. O kadar yoğundum ki, ne yapacağımı bilemedim. Ama bir şey vardı… Hasıda tatlısı. O tatlıyı gördüğüm an, yıllardır kaybettiğimi sandığım bir şeyi bulmuş gibiydim. O an birdenbire hafızamda kaybolmuş bir anı canlandı.
Babamla birlikte geçen yılların yaz akşamlarında, eve geldiğimizde annem yemek hazırlarken, babam bir tabak dolusu Hasıda tatlısı alırdı. O zamanlar, tadını tam olarak alamadığımı bilirim. Ama bir şekilde o tatlının bizim için özel olduğunu, annemin yüzündeki mutluluğu gördükçe anlamıştım. Hasıda tatlısı sadece bir tatlı değil, bizim için bir anlam taşırdı. “Bu, Kayseri’nin en güzel tatlısıdır,” derdi babam her seferinde. Ama bir zaman sonra, sanki o tatlıyı yerken hissettiklerim değişti. Yavaşça uzaklaşmıştım ondan, tıpkı geçmişe duyduğum o eski bağlılık gibi.
Kaybolan Anı
Bir süre sonra, annemin sağlığı bozuldu ve o tatlıyı birlikte yapmaya başladığımız günler de sona erdi. Artık babam, annem hasta olduğundan, evde hiç tatlı yapmaz oldu. Annem iyileşmeye çalışırken, babam da evin işlerini yapmaya başlamıştı. Fakat tatlı sofraları, Hasıda tatlısı her geçen gün bir adım daha uzaklaşıyordu. O günlerde bir an fark ettim ki, ben artık o tatlıyı sadece geçmişte hatırlıyorum.
Ama işte o gün, çarşıda o vitrine bakarken, kaybolmuş olan her şey geri geldi. Sanki annemin ve babamın bana her gün hatırlattığı, küçüklüğümde hissettiğim o sıcak duygular yeniden doğmuştu. Ne kadar zaman geçtiğinden bağımsız olarak, o tatlının tadı her şeyin önündeydi. Hızla bir tabak aldım ve her bir lokmada geçmişin o kaybolan tatlarını yeniden buldum. O tatlıyı yerken, annemin mutfaktaki kokusunu, babamın o eski gülen halini ve birlikte geçirdiğimiz o mutlu akşamları tekrar yaşadım.
Kayseri’nin Ruhunda Bir Tatlı
Hasıda tatlısı, sadece Kayseri’ye ait bir tatlı değildir. O, hayatın tam ortasında kaybolmuş anların, bir arada olmanın, hatırlamanın ve aynı zamanda kaybetmenin de tatlısıdır. Kayseri’nin insanları, bir tatlının sadece midemizde değil, kalbimizde de iz bıraktığını bilir. Bir lokma tatlı, bazen kaybolmuş bir duyguyu tekrar uyandırabilir. Kayseri’de büyüyen biri, bu tatlıyı sadece lezzet için değil, hatırlamak için de yer.
Geçen yıl aldığım o Hasıda tatlısı, bir kayıp zamanın hediyesi gibiydi. Belki de hiçbir zaman geçmişi tamamen geri getiremeyiz ama bazen bir tatlı, bizi geçmişle yüzleştirir. O tatlıyı yerken, kendimi annemin mutfak tezgahında, babamın “Tatlı tatlı olmalı” dediği günlerde hissettim. Evet, Hasıda tatlısı Kayseri’nin kalbinde doğmuş, ama aslında o tatlı, her yerde bir şekilde yaşayabiliyor. Geçmişin kokusu, her yerde bir anı bırakıyor.
Hasıda Tatlısı Nerede Ait?
Bu sorunun cevabı aslında hiç de basit değil. Kayseri’nin mi, yoksa kaybolmuş anların mı? Belki ikisi de. Çünkü Hasıda tatlısı sadece bir tatlı değil, her lokmasında kaybolmuş bir zamanın, geçmişin tatları var. Annemin mutfağında, babamın gülen yüzünde, hatta sokaklarında dolaşırken duyduğum eski seslerde… Kayseri’de büyüyen, duygusal olarak hayatını dolu dolu yaşayan birinin hayatına dâhil olmuş her an gibi.
Bir tatlının ne kadar “ait” olduğunu sorgularken, aslında bizler de ait olduğumuz yerleri, kaybolmuş anıları arıyoruz. O tatlıyı yediğimde, sadece Kayseri’nin bir tatlısı değil, geçmişin, ailenin ve o eski duyguların ta kendisini bulmuş oldum. Çünkü bazen, bir tatlı yalnızca midemizi değil, duygularımızı da tatmin eder.
Sonuçta
Hasıda tatlısı, sadece Kayseri’nin değil, geçmişin de bir parçasıydı. O tatlının bir parçası olmadan, biz de eksik kalıyoruz. O yüzden, ne kadar uzaklaşırsak uzaklaşalım, bazen bir tatlı ile geçmişin ruhunu tekrar yakalayabiliyoruz. Bu yazıyı yazarken, hasıdanın bana hissettirdiği duyguları ve o eski akşamları hatırlıyorum. O tatlının ait olduğu yer, aslında herkesin içindeki anılarda gizli.